18.04.2026 | Fatma Çölaşan, MÜKAD MÜHENDİS ve MİMAR KADINLAR DERNEĞİ CİNSİYET EŞİTLİĞİ FARKINDALIK TOPLANTISI

Değerli meslektaşlarım,

MÜKAD yönetimi tarafından düzenlenen ve Otizm Vakfı Kafe Mucize ‘de planlanan bu toplantıya konuşmacı olarak davet edilmiş olmaktan dolayı mutlu oldum, bana bu fırsatı verdiğiniz için teşekkür ediyorum.Bugünkü toplantıda sizce de uygunsa, kadın istihdamı ile ilgili bazı istatistiki bilgiler verdikten sonra (ki bunlar bazıları hariç genellikle 2025 yılı resmi TÜİK verileridir), toplantımıza kadın yaşamına ait kendi saptamalarıma ve yaşadığım olumsuz  olaylara ait, size ilginç gelebilecek örneklerle devam etmek istiyorum. Bunların bazılarına gülecek, bazılarına kızacaksınız. Daha sonra sorularınız olursa cevap veririm ve toplantımıza karşılıklı sohbet şeklinde devam edebiliriz.

 

İŞ YAŞAMINDA KADIN İSTİHDAM ORANLARI

Türkiye’de kadın ve erkeklerin ortalama istihdam oranları:
  2021 -  kadınların: %32.8’i, erkeklerin:  %70.3’ü

  2023 -  kadınların %31.4’ü, erkeklerin:  %66’sı

  2025 -  kadınların %31.9’u, erkeklerin:  %66.8’i çalışmaktadır.

En yüksek kadın istihdamının Trabzon’da olduğu açıklanmıştır; onu takip eden iller ise Ordu, Giresun, Rize, Artvin ve Gümüşhane’dir; yani hepsi Karadeniz bölgesindedir.  (Sizce neden?)

En düşük kadın istihdamının ise Mardin, Batman, Şırnak, Siirt’te, yani Güneydoğu Anadolu’da olduğu kayıtlarda görülmektedir.

  • Avrupa Birliği ülkelerinde kadın ve erkeklerin ortalama istihdam oranları:
    2024 yılı verilerine göre ortalama olarak kadınların: %51.9’u, erkeklerin: %63.8’i çalışmaktadır. En yüksek kadın istihdamı %82.2 oranla İsveç’dedir; en düşük kadın istihdamı oranı ise %48,7 olarak Yunanistan’da saptanmıştır.

Özet olarak, Avrupa’da en düşük kadın istihdamı oranı %50 civarındayken, bu oran Türkiye’de yaklaşık %30’dur. Bence en kötü veri ise erkeklerle aynı işi yaptıklarında, kadınların erkeklerden %17.1 daha az ücret aldıklarıdır.

ÖĞRENİMDE  KADIN-ERKEK ORANLARI

Türkiye’de çeşitli seviyelerde genel öğrenim gören kadın ve erkeklerin oranları aşağıda verilenler gibidir.

  • Yüksek okul ve üniversite öğreniminde:
    Kadın: %18.7, erkek %21.9 (2023)
  • Yüksek lisans öğreniminde:
    Kadın: % 2.5, erkek: % 3 (2023)

Her ikisi de gelişmiş ülkelere oranla azdır, fakat kadın-erkek öğrenim oranları arasındaki farkın nisbeten düşük olması sevindiricidir.

Mühendislik, mimarlık fakültelerinde okuyan öğrencilerin 2025 yılı verileri: 
Kadın: %35,  Erkek: %65
Türkiye genelinde yüksek  öğrenimdeki oranlar (2025) :
Kadın: %50, Erkek: %50

Türkiye’de Mühendislik fakültelerinde öğrenim gören kadın öğrenci sayısı toplam sayıya oranla, 2022 yılında %26 civarında olmasına rağmen, bu oran bile AB ülkeleriyle yarışacak düzeydeydi. 2025 yılı Kadınlar için daha olumlu olmuştur.  Buna karşılık, uluslararası Mühendislik kongrelerinde ve konferanslarında  gördüklerim, üniversite öğrenimli kadın eşlerin çoğunluğunun okul öncesi veya  ilkokul öğretmeni, hemşire ve benzeri  mesleklere sahip olduklarıdır. Kadın eşler diyorum, çünkü uluslararası  Mühendislik  örgütlerinde büyük çoğunluk erkeklerden oluşmaktadır. Kendimden bir örnek vermem gerekirse, bağlı olduğumuz FIDIC- Müşavir Mühendisler Uluslararası Federasyonu Yönetim Kurulu üyeliğine, Federasyonun 1913 yılındaki  kuruluşundan 83 yıl sonra, 1996 yılında seçilen ilk Yönetim Kurulu Üyesi olmamı ve bu birinciliğin 105. yıla kadar sürdüğünü söyleyebilirim. Sevindirici bir haber ise, 2024 yılı Eylül ayında  FIDIC’in seçilen ilk kadın Yönetim Kurulu Başkanı Kanada’lı Catherine Karakatsanis’in, tam 111 yıl sonra başkanlık görevine başlamış olmasıdır.   


TÜRKİYE’DE KADINLARIN ÜST DÜZEYDEKİ GÖREVLERE GETİRİLMEMELERİ

Ülkemizde kadınlar, genellikle ya daha önce aileleri tarafından kurulan şirketlerde üst düzeyde görev alabilmekteler, ya da babaları-eşleri ile birlikte kurdukları şirketlerde çalışırken bölüm başkanı, finans müdürü vb. mevkilere gelebilmektedirler. Kimseden destek almadan şirket kuran, şirketlerin başına geçen ve faaliyetlerini yirmi yıldan fazla sürdürebilen kadın Mühendis sayısı ülkemizde maalesef çok azdır.

Türkiye’de kadınların en çok çalıştıkları sektörler sağlık, bankacılık, inşaat, danışmanlık, turizm ve hizmet sektörleri imiş; öyle okudum istatistiklerde. Bunlardan özellikle hastaneler ve bankalarda yüzümüzü güldüren sayıda kadın yöneticiler var, diğerlerinde henüz aynı şeyi söyleyemiyoruz. İnşaat sektöründe çalışan kadın sayısının yüksek oluşu ise, Mühendislik öğreniminde gördüğümüz %30-35 gibi yüksek bir oranla bağlantılıdır diye düşünüyorum.

Üst düzeyde görevlendirilen kadınların sayısı kamu kuruluşlarında ve siyasette de ihmal edilebilir düzeydedir. Hatta ülkemizdeki çok iyi bilinen Mühendislik tasarımı firmaları, Yapı Müteahhitliği şirketleri, inşaat malzeme-cihaz üretici ve satıcıları firmaları içinde de, üst düzeyde mevki sahibi olan kadınlara rastlamak, imkansız olmasa da enderdir.

İstatistiki bilgilere burada son vererek, şimdi sizleri interaktif bir toplantıya davet ediyorum. Söyleyeceklerimi dinledikten sonra bana sorular sorabilirsiniz, önerilerinizi de memnuniyetle dinlerim.

KADINLARLA İLGİLİ BAZI SAPTAMALAR ve YAŞANAN OLUMSUZLUKLAR

Aşağıda vereceğim yaşanmış örneklerin büyük çoğunluğu mobbing kapsamına girmektedir. Ne yazık ki böyle davranan erkeklerin önemli sayılabilecek bir kısmı yaptıklarının farkında bile değildirler. Çünkü toplum ve aileleri onlara ‘erkek olmanın yeterli olduğunu’ öğretmiştir, bu nedenle erkekler kendilerini yetiştirme konusunda genellikle kadınlar kadar gayretli değildirler. Yeni nesil çocuklarımızın çok daha iyi yetişmiş olduklarını da gözardı edemeyiz tabii, çünkü onları bizler yetiştiriyoruz.

Şimdi saptamalarımdan ve yaşadığım olumsuz örneklerden bazılarını anlatacağım ve bunlara karşılık olabilecek önerilerimi sizlerle paylaşacağım.

  • Kadınlar genel olarak erkeklerden çok daha fazla çalışırlar, çeşitli işlere aynı zamanda odaklanabilirler, temiz iş çıkarırlar, ayrıntıları iyi gördükleri için özellikle tasarım hizmetlerinde daha başarılıdırlar. Sahibi olduğum Mekanik Tesisat şirketinin yanısıra, 1990 yılında kurmuş bulunduğumuz, dördü erkek olan beş ortaklı multi-disiplinli şirketimizde, erkek ortaklarım tarafından Yönetim Kurulu Başkanlığı yapmam istendiği zaman nedenini sormuş ve “Sen çok çalışıyorsun, bu nedenle senin başkan olman daha iyi olur.” cevabını almıştım.  Yani bu örnekten de anlaşılabileceği gibi, kadının bir yerlere gelebilmesinin ön koşulu, ne yazık ki genellikle erkeklerden çok daha fazla çalışmak olmaktadır.
  • Diğer taraftan, kadınların ticari konularda erkeklerden daha az başarılı oldukları gözlenmektedir; bunun sonucu olarak da kadınlar kendileri ile aynı işi yapan erkeklerden genellikle daha az gelir elde edebilmektedirler. Hatta çarpıcı bir örnek vereyim; erkekler yemek yapma konusunda, erkeklerin kadınlardan çok daha başarılı olduklarını, en iyi aşçıların erkek olmalarının bunun en önemli kanıtı olduğunu savunurlar ve görünüşte haklıdırlar. Halbuki aşçılıkta erkeklerin daha başarılı görünmelerinin tek sebebi bana göre para kazanma işinin toplum tarafından erkeklere mal edilmesi, kadınların para kazanmaktan uzak tutulması ve evde hizmet etmelerinin daha uygun olduğunun dayatılmasıdır.

 

  • Erkek işi olarak bilinen işlerde çalışan kadınların sözleri, ki buna Mühendislik hizmetleri de dahil, özellikle alt kültür gruplarının mensupları tarafından pek dinlenmemektedir. Örneğin, yazlık evimizin Mimarlık ve Mekanik Tesisat tasarımını ben yapmıştım. Binada üç küçük daire bulunduğu için ana su borusu çapını, yaptığım hesaplarla 1.25 inç olarak saptamıştım. İnşaat sırasında su tesisatını yapacak olan usta, ana boru için 0.75 inç çapın yeterli olacağında israr etti. Kendisine bu konunun benim üniversite öğrenimim dahilinde olduğunu, ayrıca hala birçok tesisin tasarımını yapmakta olduğumu hatırlattığımda ise “Sen ne anlarsın.” Sonunda orta yola, yani 1 inç boru çapına razı olmak zorunda kaldım. Evimiz 1988 yılından beri 1 inç çapındaki ana su borusu bağlantısı ile çalışıyor, neyse ki çocuklar yazları sadece ikişer hafta kalıyorlar bizimle.

 

  • Kadınların, erkek işi olarak bilinen Mühendislik hizmetlerinde cinsiyetlerinden dolayı iş bulmaları daha zordur; böyle bir işte çalıştıkları takdirde maruz bırakılabildikleri bazı cinsiyetçi tutumlar, mobing ve psikolojik şiddet dikkat çekicidir. Örneğin özellikle inşaat şirketleri sahiplerine teklif verdiğimde, bazı erkek işverenlerin yüzlerinde “Kadın olduğun halde sana inşaatımın geleceğini emanet ediyorum, bir de üstüne para mı ödeyeceğim?” ifadesini çok net görebildim yıllarca; erkekler bu tip davranışlarla pek karşılaşmadıkları için, bizler bunları anlatmazsak kadınlara yapılanların farkında bile olmamaktadırlar.

İki örnek vereyim sizlere; Ankara’da son 15-20 yılda yapılan biri dört, diğeri beş yıldızlı iki otel inşaatından bahsedeceğim. İsimlerini vermeyeceğim, bunlar Ankara’nın Merkezi yerlerinde bulunmaktadırlar.

Dört yıldızlı otel inşaatının ikinci nesil sahibi olan erkek işverenle teklifim üzerinde görüşmek için kendilerinin daveti ile ofislerine gittiğimde, daha yerime oturur oturmaz “Biz bu yıl kısıtlı bir bütçeye sahibiz, tasarım hizmetlerine ayıracağımız tutar teklifinizdeki kadar olamayacaktır.” sözleriyle karşılaşmıştım. Bu gibi konuşmaları çok duyduğum için de, o yaşımda artık dayanamayıp “Beyefendi, biz de bu yıl sizi finanse edebilecek durumda değiliz.” deyip oradan ayrılmış, sonra da verdiğim cevap nedeniyle çok gülmüş ve kendimi tebrik etmiştim, insan yaş aldıkça içinden geçenleri daha rahat söyleyebiliyor. Gönül ister ki gençken de bunların farkında olalım ve gerektiği gibi davranabilelim.

İkinci örnek, beş yıldızlı bir otel zincirine ait. Eski yıllarda Ankara Hilton Oteli ve Sheraton Oteli’nin yeni binaları üzerinde tasarım hizmetleri verirken tanışmış olduğumuz o zamanki yönetici Mimar, yıllar sonra bizi bir başka beş yıldızlı otelin mekanik tesisat tasarımını yapmak üzere davet etti. Adını ilk defa duyduğum inşaat şirketinin ofisine gittiğimde, beni davet eden Mimar “Bugün sizi davet ettiğimizi şirket sahibine  söylemeyi unuttuğumuz için kendisi öğle tatilinde ofisten ayrılmış, bu nedenle sizi biraz bekleteceğiz, özür dileriz.” dedi. Beklemek sorun değildi, yaklaşık bir saat kadar bekledik. Sonunda şirket sahibi geldi, yüzünde patron ifadesiyle masasına oturdu ve bana selam bile vermeden ilk söylediği sözler -kelimesi kelimesine söylüyorum- “Bütün otelleri mahvediyorsunuz.” oldu. Şaşkınlıktan bir süre ne diyeceğimi bilemedim. Kendimi toplayınca “Sizi ilk defa görüyorum, şirketinizin adını da ilk defa duydum. Bugüne kadar size veya şirketinize hiçbir hizmet vermedim ve buraya davetiniz üzerine geldim. Hangi otelden bahsediyorsunuz?” diye sordum. Cevap olarak “Antalya’daki otelimi mahvettiniz.” dedi; tasarım sorumlusunu sorduğumda da tanımadığım bir Mekanik Tesisat tasarımcısının ismini verdi. Bahsettiği kişinin sadece ismini duyduğumu, kendisini hiç görmediğimi, birlikte bir iş yapmadığımı, bahsettiği oteli de bilmediğimi söyledim, ayrıca bana nasıl bu şekilde hitap edebilidiğini de sordum. Aynı kabalığa devam edince “Şimdi buradan gidiyorum, çünkü size hizmet veremem.” diyerek odasından çıktım. Ertesi gün beni davet eden Mimar telefon etti, “Bizim patron şeker hastası, dün öğle yemeği  yememiş, dengesi bozulmuş. Böyle bir konuşmaya ilk defa şahit olduk ve duyduklarımıza inanamadık, hala şoktayız. Sizden çok özür diliyorum.” dedi. Kendisinin bir kabahati olmadığını söyledim, ama “Patronunuz bu konuşmayı hiçbir erkeğe yapamazdı.” demekten kendimi alamadım.

  • Kadınların iş hayatında yaşadıklarına bir örnek de, özel şirketlerin genç kadınları işe alma konusunda hayli isteksiz davranmalarıdır. Bunun arkasında yatan neden, sizlerin de tahmin edeceğiniz gibi genç kadınların anne adayları olmaları nedeniyle, doğum öncesi ve sonrasında yasal haklarını kullanarak bir süre işten uzaklaşmaları olasılığıdır. Tercihlerini erkeklerden yana yapan işyeri sahiplerine, kendilerine evlat kazandıran eşlerini ve dünyaya gelmelerine vesile olan annelerini unutmamaları sık sık hatırlatılmalıdır diye düşünüyorum.
  • Herhangi bir nedenle çeşitli kuruluşlarda çalışan personelin azaltılması gerektiğinde, genellikle önce kadınların işten çıkarıldığı hepimizin tanık olduğu bir gerçektir. Çünkü toplumumuzun genel inancına göre kadın evde oturur, erkek dışarıda çalışıp para kazanır, yani kadın çalışmasa da olur.
  • Kadınları yönetici seviyesine yükseltmemek zaten hiç şaşırdığımız bir olumsuzluk değil. Sizi biraz güldüreyim; bırakın kamu kuruluşları veya özel şirket yöneticiliklerini, içinde yaşadığımız apartmanların, sitelerin Kat Malikleri Yıllık Toplantılarını veya derneklerin Genel Kurul Toplantılarını gözlerinizin önüne getirin lütfen. Bu toplantılarda da hemen hemen her zaman divan başkanlıkları için erkekler, yazmanlıklar için kadınlar aday gösterilirler ve seçilirler.
  • Kadınların yaptıkları çalışmaların sonucunda üretilen çıktıların altına erkeklerin imza atmaları çok sık görülen bir başka haksız davranıştır. Kadınlar çalışır, erkekler onların çalışmalarını sahiplenir anlayışı ülkemizde neredeyse kanıksanmıştır. Kadınlar itiraz etmediği sürece bu çoğunlukla böyle oluyor maalesef. Erkeklerle eşit konumlarda çalışmakta isek, çalışmalarımızın altına bizzat bizler imza atmalıyız hanımlar.
  • Kadınları görmezden gelmek ülkemizde hem çok yaygındır, hem de kadınların bile farkında olmayabildikleri bir haksızlıktır. Kadınlar ne kadar çalışırlarsa çalışsınlar, yönetici pozisyonları için aday gösterilenler genellikle erkekler olmaktadırlar. Yapmamız gereken, haksızlığın farkına varmak, itiraz etmek, hemcinslerimizi ve özellikle genç kadınları farkındalık konusunda eğitmek, haklı olduğumuzu  düşündüğümüzde de ayağa kalkıp, “Ben de buradayım.” demekten utanmamak ve çekinmemek olmalıdır.
  • Kaba davranmayı da kadınlara karşı yapılan olumsuz davranışlara ekleyebiliriz. Buna çok örnek gösterebilirim. Otomobilime lastik almak için gittiğim bir satıcının ofisinde, sekizden fazla marka ve lastik ölçüsü sayıp, bana bunların fiyatlarını peşpeşe söyleyen mağaza sahibine “Bunları yazılı olarak verebilir misiniz?” dediğimde, cevabı kaba bir ifadeyle “Söyledik ya!” olmuştu, ben de ona “Siz bir erkekle bu şekilde konuşmaya cesaret edemezdiniz.” deyip ofisten çıkmıştım. Sadece cevap konusunda vermedim bu örneği; belki yaptığı kabalığı göstererek, bu kişinin bir daha benzer davranışını tekrarlamamasını sağlamışımdır diye düşünmüştüm.   
  • Kadınlara akıl öğretmek, öğüt vermek özellikle bazı genç erkeklere has yanlış davranışlardır maalesef. Bahsettiğim gençler, örneğin çeşitli toplantılarda karşılıklı sohbet ederken , konuştukları kadının bilgisini, öğrenimini, yaşını, deneyimini ve konumunu hesaba katmadan ve kendilerinden talep edilmeden onlara akıl öğretmek gibi düşüncesiz davranışlarda bulunabilmektedirler.  Böyle davrananlara karşı şöyle bir önerim olabilir; bahis konusu genç akıl vermeye başladığında sözünü bitirmesini beklemeden, hatta cümlesinin ortasında arkanızı dönün ve oradan uzaklaşın; emin olun çok rahatlayacaksınız.
  • Kadının sözünü kesmek ve erkeklerden ‘sayın’, kadınlardan ‘filanca hanım’ diye bahsetmek de konumuza bir başka örnektir. Bu davranışları daha çok TV’lerdeki tartışma programlarında izleyebiliyoruz. Çeşitli programlarda davetli erkeklere örneğin ‘Sayın Soydan’, ‘Sayın Velioğlu’ vb. hitap edilirken, kadınlara çoğunlukla sadece ‘Ayşe Hanım’, ‘Nesrin Hanım’ şeklinde ilk isimleri ile hitap edilebiliyor. Yani bizler oralarda da pek ‘sayın’ olamayabiliyoruz.
  • Erkekler, birçok konuda kadınlara güvenmediklerini farkında bile olmadan gösterirler. Çok küçük bir örnek, bazılarının otomobillerini park etmekte olan kadınlara “sağ yap, sol yap” demeye başlamaları olabilir. Mesela hiç unutmam, biri bana bir gün “Erkek gibi park ettin abla!”  bile demişti, yani kendisinden aferin almıştım.
  • Toplumumuzda kadınlar aleyhine söylenen sözler o kadar çok ki, hangi birini hatırlatayım? Örneğin bunlardan bazıları ‘erkek gibi kadın’, ‘erkek sözü vermek’, ‘erkekçe konuşmak’, ‘erkek gibi davran’, ‘kaşık düşmanı’ (kadın hakkında), ‘erkeğin ocağına incir ağacı diken’ (kadın hakkında), ‘eksik etek’ (kadın hakkında), ‘sana etek giydiririm’ (erkeğe söylenen) demek ve benzerleri, kadınların ve genç kızların bulunduğu topluluklarda kadınları aşağılamaktır ve ağır hakarettir. Bu sözleri dinleyerek büyüyen kız çocuklarının kendilerine güvenmeleri, erkeklerle eşit haklara sahip olduklarının bilincine varmaları zordur.

Amacımız ülkemizde daha çok kadın Mühendis ve Mimarın yetişmesine katkıda bulunmak, kadınlara kağıt üzerinde erkeklerle eşit olan haklarını hangi alanlarda daha çok kullanmaları gerektiğini anlatmak ve mevcut eşitsizlikleri görme konusunda farkındalık yaratmaktır.  MÜKAD’ın mesleğimizle ilgili her konuda olduğu gibi, bu konuda çok önemli çalışmaları olduğunu ve kız öğrencilere önemli burslar verdiklerini mutlulukla izliyoruz.

Özetle, kadınlar her alanda erkeklerle gerçek eşit haklara sahip olmalı ve eşit şekilde saygı görmelidirler.  Ülkelerin kalkınması, kadın istihdamı ve hak eşitliği ile çok yakından bağlantılıdır. ‘Kadın çiçektir’ demek sorunları çözmediği gibi, kadınları oyalamaktır bana göre.  Bu nedenle kadınlar haklarını aramaktan kaçınmamalı, yeri geldiğinde ayağa kalkıp “Ben de buradayım.” demeyi öğrenmelidirler.

Yaşamımda önemi yeri olan MÜKAD, Mühendis Mimar Kadınlar Derneği’mize davetleri için tekrar teşekkür ediyor, hepinize sevgilerimi sunuyorum.

Fatma Çölaşan

Diğer